Siya Siyabend
http://siyasiyabend.anatolianrock.com
Siya Siyabend Resmi Sitesi
 
 Ana Sayfa
 Grup Hakkında
 Grup Elemanları
 Demolarımız
 Videolarımız
 Repertuarımız
 Fotoğraf Albümü
 Forum
 Linkler
 Bize Ulaşın
 
 
<<Geri 1 - 2 - 3 - 4 - 5 - 6 - 7 - 8 - 9 - 10 - 11 - 12 - 13 - 14 - 15 - 16 - 17 - 18 - 19 - 20 - 21 - 22 - 23 - 24 - 25 - 26 - 27 - 28 - 29 - 30 - 31 - 32 - 33 - 34 - 35 - 36 - 37 - 38 - 39 - 40 - 41 - 42 - 43 - 44 - 45 - 46 - 47 - 48 - 49 - 50 - 51 - 52 - 53 - 54 - 55 - 56 - 57 - 58 - 59 - 60 - 61 - 62 - 63 - 64 - 65 - 66 - 67 - 68 - 69 - 70 - 71 - 72 - 73 - 74 - 75 - 76 - 77 - 78 - 79 - 80 - 81 - 82 - 83 - 84 - 85 - 86 - 87 - 88 - 89 İleri>>
Cevapla
siyasiyabend

http://www.yerarti.net/siyasiyabend/

siya siya bend’in şimddilik geçiçi olarak kullanılan sitesi...
Bu mesajın yazıldığı tarih : 28 Mayıs 2005 2:28 ÖS
Bu mesaj rahatsız edici
 
siyasiyabend

http://www.sound-of-istanbul.de/english/artist10.html

Siyasiyabend’in görüntüsüne ulaşabilirsiniz bu linkten.
Bu mesajın yazıldığı tarih : 28 Mayıs 2005 2:25 ÖS
Bu mesaj rahatsız edici
 
rockmaximum

siyasiyabend grubunu benle tanıştıran arkadaşım siyasiyabend  teşekkür ediorum :-))) aklı kıt bi adam vardı.... şarkı müthiş

(rockmaximum tarafından 28 Mayıs 2005 6:21 ÖÖ tarihinde degiştirildi.)

Bu mesajın yazıldığı tarih : 27 Mayıs 2005 1:11 ÖÖ
Bu mesaj rahatsız edici
 
siyasiyabend

siya siya bend aslında şöyle denilebilirki tuncelideki birzamanlar köyden göç sırasında istanbul’a giden gençlerin ve istanbulda sokaklarda yaşadıkları acı tatlı günlerinin bir eseri olarak yorumlanabilir.


bence mutlaka ama mutlaka dinlenmesi gereken bir grup.
Bu mesajın yazıldığı tarih : 26 Mayıs 2005 12:35 ÖS
Bu mesaj rahatsız edici
 
siyasiyabend

Tek kelimeyle mükemmel bir grup.

sokak görüntüleri elime geçti çok kısa metrajlıydı ama bizon murat bi harika diyebilirim.istanbul’a ayak bastıgımda ilk işim onları bulmak ..ee nede olsa hemseriyiz..

istanbuldaki arkadaşlara sesleniyorum. istiklal caddesinde takılıyorlar.bi arayısa gecin abii .vandan kalkıp gelemiyorum:D

                              Saygılarımla...


                             
Bu mesajın yazıldığı tarih : 12 Mayıs 2005 11:54 ÖÖ
Bu mesaj rahatsız edici
 
gitarasi

Kardeşim schizofreni  değerli bilgler için teşekkürler.


BİZİ ÇAKMIŞLAR KÖKLERİMİZ ÇOK DERİNDE..
Bu mesajın yazıldığı tarih : 9 Mayıs 2005 11:33 ÖÖ
Bu mesaj rahatsız edici
 
schizofreni

siya siya bend

grubun 3 temel üyesi var yanılmıyorsam,

bizon murat,dede murat ve devrim, şu an yine kayboldular ve her seferinde yaşam tarzları yüzünden insanı korkutan
ortalıkta yoklerken kişiyi dünyanın öyle insanlara daha çok ihtiyacı var diye düşündüren grup

(schizofreni tarafından 9 Mayıs 2005 3:51 ÖS tarihinde degiştirildi.)

Bu mesajın yazıldığı tarih : 9 Mayıs 2005 11:19 ÖÖ
Bu mesaj rahatsız edici
 
schizofreni

1994 yılında kurulmustur ve imdat freni adlı gurubun devamı olarak efsanelesmıstır.

dogaclama muzık yapmalarının yanı sıra caz ve turkuyu harmanlamıslardır.

ve grup elemanlarından bır cumle:
’’tılsımıyla bize ulaşan tüm ritm ve armoniler; örneğin rahmaninof’tan, tanburi cemil bey’e, ali ufki bey’den aşık veysel’e kadar tüm tınılar bizde ifade buluyor"
Bu mesajın yazıldığı tarih : 9 Mayıs 2005 11:17 ÖÖ
Bu mesaj rahatsız edici
 
schizofreni

arkadaşlar foruma siya siya bend’in bir söyleşini sunuyorum size.

bilgi edinmek isteyenler okusunlar..
Bu mesajın yazıldığı tarih : 9 Mayıs 2005 11:09 ÖÖ
Bu mesaj rahatsız edici
 
schizofreni

devamı

Temkinliyim size karşı.
-Biz iç çamaşırıyla da dolaşıyoruz; ama kimseye durup dururken bir şey yapmayız. Çay içip duruyoruz, kahve yok mu? (birazdan kahve geldiğinde şaşırıyor) Keşke bizim kadınlarımızdan biri de burada olsaydı, tamam mı, onlarla da böyle iletişim kurabilirdin. Şarkı söyleyen kadınlara dikkat ettin mi hiç? Patti Smith dinledin mi?

Evet. Şu kaybetme duygusundan söz etsek.
-Bu ülkede kaybetmekten çok, kaybolanlar var.

Şiir yazdığını duymuştum. O şiirlerle nereye ulaşmaya hedefliyorsun?
-Evet, Öküz’ün son zamanlarında, oradaki hiyerarşi dostluğa dönüştüğünde - biz uzaktan izliyorduk- aslında nedenini anlamıyorum, izlediklerini yazan insanların oluşturdukları otonomlar - tam otonom diyebilir miyiz bilmiyorum- bunlar izlenmeyebileceklerini ya da gerçekten başka bir tarafından algılanabildiklerini net olarak hissettiklerinde nereye kaçarlar? Yani Tanrı sen ne yaparsın destin olandan kırılıp dökülünce. Sanırım Rilke’nin bir dizesiydi. Çok emin değilim ama, onun yazmış olabileceğini algılıyorum.

Niye daha çok insana ulaşma kaygınız yok?
-Öyle bir kaygımızın olmaması çok doğal. Bizim ne yaptığımızı biliyor musun? Tek doğru biz değiliz. Arada dikkat et radyo programlarına, özellikle fm kanalına. Alt frekanslar veriyorlar. Sesle ilgilenirsen eğer, sesi duyma eşitleri ile ilgilenmiş oluyorsun. Bilmesen bile matematiğe bulaşıyorsun. Bu durumda seslerin matematiğine, fiziğine aktığında seslerin frekanslarını duyacaksın. Duymama şansın yok. Bunu bilinçli olarak yapıyorlar aygıtlarıyla. Müzik üretimini dışında Passengers’ın Panoroması gerçek oldu belki de. John Carpınter’ın filmi. Filmlerindeki kahramanlarına bakarsan o da pislik bir adam aslında. Sen pislik yapabilirsin diyor. Yapamaz mısın? Ben yapabilirim, hepimiz birilerine, mesela alt komşumuza yapabiliriz mesajı var. Neler duydunuz bizim için, onu duyalım.

Pek çok şey de denilebilir, ya da hiçbir şey.
-Bizi hizaya getiremediklerinden söz etmiştin ya. Solcu mal sahiplerinden nefret eden ayılarız biz. Solcu kafasının kırılamadığı, yeni modern bir şey ararken dogma haline dönüşenlerden nefret etmeye başlamak üzereyiz galiba.

Nerdeyse şarkı söyleyeceksiniz.
-Nerdeyse...

Kaç demonuz var.
-Bilmiyorum. Aslında her kayıt bizim için dinlenecek bir şey oluyor. Aslında demo dinlenecek bir şey mi bilmiyorum. Albüm dinlenecek daha iyi bir şey mi onu hiç bilmiyorum. Harbiden de iyi müzik var, kötü müzik var. Aklıma takıldı, şimdilerde bireyin üzerinde duruyorlar ya. Çıkan son kitaplara bak, bireyi parçalıyorlar. Alt kültür arayışı aslında, alt kültürün var olduğunu zaten görmeyenlerin arayacağı bir şey. Neyle ilgili örnek vermek istersen ver, ama örneklerle anlatmak biraz harakiri gibi. Yaşamdan söz etmek zor iş. Sen neden zevk alırsın?

Yazmaktan...
-Çok hoştur ya! Resim yapmak gibidir. Coşa coşa, patlaya patlaya yazar insan. Zor sizin işiniz, çok zor! Birileriyle röportaj yapacaksanız, onlar da atıp tutacak. Ki atma tutmanın dışında bir dizi iyi sohbetler lazım. Dayanılmaz sohbetler! Bir sohbeti veya konuşmayı bir müzik gibi dinlemek, ya da başlatabilmek. Siz caz dinliyor musunuz?

Evet dinlerim..
-Peki John Cage’in cazı aşağılayan makalelerini biliyor musunuz?

Bilmiyorum...
-Neden böyle bir tavır aldığını algılayabiliyor musunuz?

Ben sorayım, neden?
-Öyle düşünüyorum. Böyle bir tavra girmesi de iyi. Başka bir manada şüphe oluşturuyor. Aslında kalıplaşmış şeylerden rahatsız. Kalıplaşan şeyleri bir kalıba döktüğün an, kalıp olur. Daha önce ramakçıda çalışmıştım, ramakçının işi potalarda olur. Potalarda altın olur tamam mı, onu ayıklarsın. Sana toz halinde gelir, bir sürü işlemden geçirirsin, en sonunda yapılan işlem şöyledir: Çok yüksek ısıda ateş verirsin ve ateşte toplanır altın. Bir sürü materyal kullanılır o arada. Altının ateşin kendisi olması ilginçtir, semah dönmek gibidir.  


                        son
                         kaynak : studyoimge.com

(schizofreni tarafından 9 Mayıs 2005 11:14 ÖÖ tarihinde degiştirildi.)

Bu mesajın yazıldığı tarih : 9 Mayıs 2005 11:08 ÖÖ
Bu mesaj rahatsız edici
 
Cevapla
<<Geri 1 - 2 - 3 - 4 - 5 - 6 - 7 - 8 - 9 - 10 - 11 - 12 - 13 - 14 - 15 - 16 - 17 - 18 - 19 - 20 - 21 - 22 - 23 - 24 - 25 - 26 - 27 - 28 - 29 - 30 - 31 - 32 - 33 - 34 - 35 - 36 - 37 - 38 - 39 - 40 - 41 - 42 - 43 - 44 - 45 - 46 - 47 - 48 - 49 - 50 - 51 - 52 - 53 - 54 - 55 - 56 - 57 - 58 - 59 - 60 - 61 - 62 - 63 - 64 - 65 - 66 - 67 - 68 - 69 - 70 - 71 - 72 - 73 - 74 - 75 - 76 - 77 - 78 - 79 - 80 - 81 - 82 - 83 - 84 - 85 - 86 - 87 - 88 - 89 İleri>>